FRANSA’NIN TÜRKİYE BÜYÜKELÇİSİ EKSELANSLARI SAYIN BERNARD EMIÉ’NİN, KYBELE GEMİSİNİN RESMİ HAREKETİ VESİLESİYLE YAPTIĞI KONUŞMA - Foça, 2 Mayıs 2009 Cumartesi
 

Osman Erkurt’un, 2600 yıldan uzun bir zaman önce tam buradan denize açılmış Phokaialı denizcilerin antik rotasını yeniden kat etme konusundaki inanılması güç hayali artık bir hayal olmaktan çıkıp mutlu bir gerçeğe, son derece önemli bir bilimsel misyona ve muhteşem bir maceranın vaadine dönüşüyor.

Şu anda karşımızda bulunan ve Homeros’un Odysseia destanında sözünü ettiği Ulysse’in 20 kürekli gemisi Kybele, Akdeniz’i boydan boya geçmek ve Fransa’daki Türk Yılı’nın açılış tarihi olan 1 Temmuz’da Marsilya’ya ulaşmak için sabırsızlanıyor. « Fransa’daki Türk Yılı »’nın Fransız-Türk pilotaj komitesi, bu projeyi en başından beri Büyük Olay olarak adlandırmakta yanılmadı. İzmir Fransız Kültür Merkezi de, projeyi başlatan 360 Derece Tarih Araştırmaları Derneği’ndeki dostlarımızı, iki yıldan uzun bir süredir sebat ve coşkuyla destekliyor.

Türk Yılı için Fransa’ya bu gemiden daha güzel ne gönderilebilirdi? Türkiye ile Fransa’yı birleştiren tarihi ve canlı bağları bu gemiden daha güzel ne simgeleyebilirdi. Türkiye ile Fransa, 1 Temmuz 2009 ile 31 Mart 2010 tarihleri arasında buluşuyorlar. 400’den fazla kültürel, ekonomik ve sosyal etkinlik Türkiye’nin, Fransa’da çok az tanınan ve çoğunlukla yanlış klişelere indirgenen hareketliliğinin, gençliğinin ve modernizminin keşfedilmesini sağlayacak.

Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki müzakerelerde iki yeni başlığın açılmasıyla başarılı olmuş ve hâlihazırda devam eden Avrupa’ya uyum sürecinin Fransa tarafından desteklendiğini kanıtlamış olan Fransa’nın Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı’nın bitişinden birkaç ay sonra düzenlenecek Türk Yılı, ülkelerimiz arasındaki ilişkilerde kilit bir anda gerçekleşecek. Ülkelerimiz arasında ve en üst düzeyde mevcut diyalog, hiç bir zaman geçtiğimiz aylardaki kadar yoğun olmamıştı: Fransa ile Türkiye, Gürcistan krizi esnasında, Gazze konusunda ve G20 hususunda sıkı bir işbirliği gerçekleştirdiler. Uluslararası toplumun ve NATO’nun önceliklerinden biri olan Afganistan konusunda da bu işbirliğine devam edecekler.

Yeniden Kybele gemisine dönecek olursak; Bu gemi, beşiğinde arkeologların, tarihçilerin, marangozların ve mesenlerin öyle çok gayretlerini ve iyi niyetlerini barındırıyor ki. Karamsarlık anları ve tutku dolu tartışmalar yaşandı fakat proje gerçekliğin gücüyle kendini benimsetti. Ben de birçok defalar çalışmalardaki gelişmeleri şahsi olarak takip etme ve ziyaretlerim esnasında bu projenin ne derece güvenilir olduğunu ölçme fırsatı buldum.

Bu gemi, Anadolu’ya özgü olan ve Marsilya ile Roma’dan önce, tüm doğu Yunan şehirlerinde çok sevilen bir tanrıçanın, Kybele’nin adını taşıyor. O, Akdeniz’in paylaştığı büyük medeniyetlerin ortak mirasının bir simgesi. Büyük ekonomik, çevresel, altyapısal ve akademik projelerle beslenen yeni bir işbirliği dinamiği olan Akdeniz için Birlik vasıtasıyla, bugünkü ortak hedefimiz « Mare Nostrum» etrafında bizleri bir araya getirenin bir simgesi.

Tıpkı zamanında Le Cid adlı tiyatro eserinin başına geldiği gibi, başlangıçta bu macerayı az sayıda kişi desteklediyse bile, şu anda gayet kalabalık ve neşeyle, gururla dopdolu bir şekilde bu limanda toplanmış bulunuyoruz.

Ülkelerimiz arasındaki bu örnek işbirliği, Foça Belediye Başkanı Sayın Gökhan Demirağ ve ekibi olmasa gerçekleştirilemezdi. Projenin emrine yatını tahsis eden Sayın Engin Türkay’ın gayretleri olmasa gerçekleştirilemezdi. Deniz Ticaret Odası’nın çalışmaları ve Arkas Holding’in mali desteği olmasa başarılamazdı. Sevgili Lucien, size yeniden teşekkür ediyorum.

2010 yılında İstanbul’dan sonra 2013 yılında Avrupa Kültür Başkenti olacak Marsilya’da gemiler, Belediye Başkanı Sayın Jean-Claude Gaudin’in isteği üzerine, eski limandaki şeref köprüsünde karşılanacaklar. Burada, Fransa-Türkiye Akdeniz Kültürel Derneği tarafından gerçekleştirilen takdire şayan ve değerli çalışmayı selamlıyor ve Dernek Başkanı Sayın Jean-Pierre Salvetat’ya teşekkür ediyorum.

Bu etkinliğin üst düzeyde gerçekleşmesi için her biri büyük bir gayretle çalışmış birçok kişiye, özellikle de Yunanistan Başkonsolosu Sayın Hara Skolarikou’ya, İtalya Konsolosu Sayın Simon Carta’ya, Monako’daki ICOMOS temsilcilerine ve son olarak Osman ve Mualla Erkurt’a, Fransız Kültür Merkezi’nin tüm ekibine ve etkin müdürü Sayın Jean-Luc Maeso’ya şükranlarımı ifade etmek istiyorum.

Hepinize bravo. Rüzgârınız bol, deniziniz Pruvanız neta olsun. Yaşasın Fransa’daki Türk Yılı!

 
Copyright © foca-marsilya.info designed by kadılar interactive